FİLİSTİN MESELESİ ÜMMETİN MESELESİDİR!!! (3)

Üstad Hazretleri, son kısımda mealini de verdiğimiz âyetin bir vechini tefsir ederek; tabiri caiz ise, madalyonun diğer yüzüne bakmamızı temin ediyor ve bizlere, bu Filistin meselesini yine nurlu bir perspektif ile muhakeme edebilme imkânı sunuyor.  Söz konusu bahis şurasıdır: بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ وَ ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ Âyet-i celilesinin bir nüktesi.  Aziz Nur kumandanı ve Kur’anın…

FİLİSTİN MESELESİ ÜMMETİN MESELESİDİR!!! (2)

4)”İKİNCİ KELİME : Müddet-i hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüd eden şudur: Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, Âlem-i İslâm’ın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garbda bir-iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-i umumiyeyi bırakıp menfaat-i…

FİLİSTİN MESELESİ ÜMMETİN MESELESİDİR!!! (1)

Şu iki aydan fazla bir süredir devam edegelen ve kalplerimizi dağdar eden, ruhlarımızı fevkalâde rencide eyleyen; Filistin-Gazze’deki müslüman- mümin kardeşlerimize yönelik insanlık dışı vahşet, zulüm ve katliamların an-karib’uz-zaman nihayet bulmasını, Rahmet-i İlahiyye’den niyaz ve de kuvvetli ümid ediyoruz. Üstad Bedîüzzaman Said Nursî Hazretleri; gerek “Âlem-i İslâm’ın reçetesi” dediği ve 1911 senesinde Şam’daki Emevî Camii’nde vermiş…

NUR TALEBELERİ, ASAYİŞİN FAHRÎ VE MANEVÎ MUHAFIZLARIDIRLAR!

“Risale-i Nur’dan ders alan; elbette çok masumların kanını ve hukukunu zayi’ eden fitnelere girmez ve bilhâssa tecrübeleriyle, mükerreren akîm ve zararlı kalan fitnelere hiçbir cihetle yanaşmaz.Ve bu on senedeki on fitnelere, Risale-i Nur’un şakirdlerinin ondan birisi,belki aslâ hiçbirisi karışmadığı gösterir ki; risaleler, bu fitnelere zıd ve asayişi temine medardırlar.”(Tarihçe-i Hayat – 233) “Hodfüruş ve siyaset…

Kesilen kurban acı hisseder mi?

Şanlıurfa Harran Üniversitesinde çalışan bir grup bilim adamı, hayvanların kesim öncesi, kesim esnası ve kesim sonrasındaki beta endorfin hormonunu ölçtü. Prof.Dr.Gürbüz Aksoy yaptığı açıklamada “Kesimden önce ve kesimden sonra vücut tarafından üretilen bir hormon olan beta endorfinin 4 misline kadar arttığını tespit ettik. Yani beyin beta endorfin denilen bir hormon üretiliyor. Bu hormon ağrıkesici ve…

Ramazan-ı Şerif’te İnfak, Fitre, Fidye ve Zekat

Rahmet, bereket ve mağfiret ayı Ramazan-ı Şerif’e kavuşturan Rabbimize hamd ü senalar olsun. Bu vesile ile siz hayırsever Müslümanların – İnfak, – Fitre, – Fidye, – Zekatlarınızı Vakfımız aracılığıyla deprem bölgesine ve diğer ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere, Ramazan-ı Şerif’te birlikte dayanışmaya davet ediyoruz. Önemli Not: Yardımlarınızı usulüne uygun değerlendirebilmemiz için açıklama kısmına “Zekat”, “Fitre”, “Fidye”…

ONUNCU LEM’A VE ŞEFKAT TOKATLARININ MUALLİMLERİ

Bediüzzaman Said Nursî, “Şefkat Tokatları Risalesi” olarak isimlendirdiği Onuncu Lem’ada Âl-i İmran Suresinin 30. ayetinin bir sırrını hizmet-i Kur’aniye çerçevesinde tefsir eder. Risalenin 1934 yılında yazıldığı tahmin edilmektedir.[1] Bu tarih, Risale-i Nurların Barla’da intişara başladığı tarihten(1926) sekiz yıl sonradır. Haliyle, Şefkat Tokatları Risalesinde ismi geçen bütün Nur Talebeleri Isparta’nın nahiye, köy ve ilçesi gibi muhtelif…

YARDIMLAŞMA

İnsan kendi hayatına dikkat edecek olursa, birçok şeye muhtaç olduğunu fark eder. Muhtaç olduğu şeylerden bazılarına her saat, bazılarına her dakika, bazılarına her saniye ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçların da mükemmel bir şekilde karşılandığı hayretle fark edilir. Her şey, hayat sahiplerinin imdadına, özellikle bulutlar, bitkilerin yardımına ve bitkiler de hayvanların yardımına ve hayvanat ise insanların muavenetine…

VİCDAN ve MERHAMET

İnsanın kendisiyle hesaplaştığında en fazla muhatap olduğu merci vicdanıdır. İçimizdeki doğal polis ve yargıç vicdandır. Fakat bu, fıtratı bozulmamış, doğasını koruyan bireyler açısından doğrudur. Vicdanını susturmuş bireyler için durum böyle değildir. Yaratılış gereği insan bir yanlış yaptığında, bir suç ya da günah işlediğinde suçluluk ve rahatsızlık duyar. Fakat o hatayı yapmayı sürdürdükçe önce rahatsızlığını yitirir…

TEVÂZU, ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

Tevâzu, alçakgönüllülük, kibirlenmenin, büyüklük taslamanın ters anlamlısıdır. Tevâzu, beğenilen bir özelliktir. Ancak sınırı çok iyi ayarlanmalıdır. Kişinin şahsiyetini ortadan kaldıran hafifmeşreplik tevâzu değildir. İnsan, büyüklük taslamamakla birlikte, zamanın ve yerin şartlarına uygun hareket etmelidir. Yoksullar, düşkünler, yaşlılar ve çocuklarla ilgilenmek, onların hâl ve hatırlarını sormak tevâzudur. İnsan, görevi ne olursa olsun Allah’a kul, halka hizmetkar…